KENT34 – İstanbul Haberleri

Yılmaz’da Sekmen’i işaret etti!

T24 yazarı Mehmet Y. Yılmaz, bugün köşesine taşıdığı “Kartal’ın AKP’li belediye başkanları” isimli yazısında Mehmet Sekmen’i işaret etti.

Yılmaz’da Sekmen’i işaret etti!
Bu haber 11 Şubat 2019 - 8:51 'de eklendi ve kez görüntülendi.

İşte o yazı:

Kartal’da yıkılan binaya kaçak katlar eklendiğinde belediye başkanı olan Mehmet Sekmen AKP adına Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı adayı oldu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kartal’da apartmanın çöküp, 21 vatandaşımızın hayatını kaybetmesinin ardından “kentsel dönüşüme sahip çıkmalıyız” dedi.
Geçen hafta Pendik’te de kentsel dönüşüm konusundan yakınan vatandaşlara “Cumhurbaşkanını değil, müteahhiti dinlediniz” diye ayar vermişti.
Cumhurbaşkanı’na göre bu işin sorumlusu rant hırsı.
Cumhurbaşkanı öyle şeyler söylüyor ki sanki bu bina Kartal’a gökten ışınlanmış.
Acaba bu işin ardından İsmet İnönü ne zaman çıkacak diye merak de etmiyor değilim.
Havuz televizyonu da “önlem almayan CHP’li belediyeyi” suçluyor.
Söz konusu bina 1992 yılında yapılmış.
1998 yılında kaçak iki katın daha binaya eklendiği anlaşılıyor.
1994 yılındaki yerel seçimlerde Kartal Belediye Başkanlığına, Refah Partili Mehmet Sekmen seçilmişti.
Refah Partisi Kartal İlçe Başkanlığı ve Samandıra Belediye Başkanlığı görevlerinde bulunmuştu. Recep Tayyip Erdoğan, Büyükşehir Belediye Başkanı olduğunda, o da iki dönem Kartal Belediye Başkanlığı’nı yürüttü.
Mart ayının sonunda yapılacak seçimlerde de AKP adına Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı adayı oldu.
Yani binaya kaçak katlar eklendiğinde bu arkadaş ve yönetimi işbaşındaydı.
Kaçak inşaata hangi saiklerle göz yumdular bilemeyiz ama tarihi gerçek bu.
Sekmen’den sonra 2002 – 2004 yılları arasında Kartal Belediye Başkanı yine bir AKP’li idi: Hasan Hüsamettin Koçak. Bu başkan da kaçak binaya göz yumdu.
2004 – 2009 yılları arasında Kartal Belediye Başkanı yine AKP’li olan Arif Dağlar idi.
2009’dan bugüne kadar da CHP’li bir belediye başkanı var: Altınok Öz.
Ve Cumhurbaşkanı ile havuz medyası, kendilerinden başka herkesi yıkılan binadan sorumlu ilan ediyorlar.
Öyle anlaşılıyor ki bu parti üzerine teflon kaplattırmış.
Hiç bir şey üzerlerine yapışmıyor, hiç bir sorun onlardan kaynaklanmıyor.
Senelerce Kartal’ı ve İstanbul’u tek başlarına yönettiler. Ve göz yumdukları kaçak binalardan biri yıkıldı, 21 kişiye mezar oldu.
O binaya neden göz yumduklarını dürüstçe açıklayabilirler mi?

Kimse duymazsa, çökmemiş mi olacak?

Türkiye’nin nasıl bir rejim altında yönetildiği bir kez daha ortaya çıktı: Kartal’da yıkılan apartman ile ilgili haberlere yayın yasağı getirildi!
Yayın yasağı kararını veren İstanbul Anadolu 6. Sulh Ceza Hâkimliği. Bu haberlere yayın yasağı konulmasını isteyen kimdir, o belli değil. Muhtemelen savcılık olmalı.
Şimdi elimizde kaçak bir bina var. 8 katlı, 24 daireli. Zemin katında bir de konfeksiyon atölyesi var ve bu bina yerle yeksan oldu. 21 kişi hayatını kaybetti.
Binaya kaçak kat çıkılmış. Yapılırken de ruhsata uyulmadığı iddiaları var.
Ve böyle bir olayla ilgili olarak bir hakim, “yayınlanmasın” diyebiliyor.
Neden?
“21 kişi yeniden dirilebilir” diye ümit ettiği için mi, “binanın yıkılması belki de kötü bir rüyadır, uyanınca unuturuz” diye mi?
Böyle şeyler diktatörlüklerde, otoriter rejimlerde olur.
“Şuyuu, vukuundan beterdir” diye bir söz var. “Duyulması, gerçekleşmesinden kötüdür” anlamında!
Bu tür rejimlerin mottosu budur!
Mesela Çernobil’de nükleer santral yandığında da Sovyet basınına yayın yasağı konmuştu.
İran’da, Suudi Arabistan’da, Türkmenistan’da, Çin’de de böyle şeyler olabiliyor ve yasaklar konabiliyor.
Çünkü bu tür rejimler için önemli olan bir tek şey vardır: Rejimin selameti!
Kötü olaylar ile ilgili haberler duyulsun istemezler, çünkü olur da bu kötülüğü rejimle ilişkilendirenler çıkar, büyük patron kızar filan diye.
Türkiye’de de böyle oluyor artık.
Üst üste iki defa ölümlü tren kazası oldu, ikisine de yayın yasağı kondu!
Viyadük çöktü, yayın yasağı kondu.
Şimdi de Kartal’daki bina ile ilgili haberlere yayın yasağı kondu.
Önemli olaylarla ilgili olarak basına haber yasağı konuluyorsa, o ülkede basının özgür olduğu, sansürün olmadığı iddia edilebilir mi?
Türkiye’nin nasıl bir rejim altında olduğunu hala merak eden var mı?

Yazının tamamını okumak için tıklayın!

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKÄ°KA