KENT34 – İstanbul Haberleri
Vural Dağtekin

Yaşasın Adalet!

Yeşilyurt Apartmanı faciası için 2 tutuklama kararı verildi. Ama vicdanlar yine yaralı. Gerçek suçlular da hesap verecek mi? Yoksa kamuoyuna ‘alın size suçlu bunlar’ denilip konu kapanacak mı?

Yaşasın Adalet!
Bu haber 15 Şubat 2019 - 9:20 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Kartal Orhantepe Sema Sokakta geçtiğimiz hafta çöken ve memleketin tüm binalarında “acaba bizim bina sağlam mı?” hissi yaratan Yeşilyurt Apartmanı için “sorumlu kim ya da kimler?” diye sorarken karşımıza “İşte bunlar!” diye 4 isim çıkardılar. Şimdi 2’si “tutuklu”, 2’si “denetimli serbest!”

Pazartesi günü ifadeye çağırılan, sonrasında hakimliğe sevk edilen 2 kişiden biri bina inşaat mühendisi, diğeri ise mimarı…

Ancak, her ikisinin de ortak ifadesi “Binayı 1992-1994 yılları arasında 1+5 kat olarak tamamladık. Sonrasını bilmiyoruz” oldu. Ayrıca inşaat mühendisi eklemiş: “Bina bittikten sonra sahibi kat çıkmış olabilir ama benim bunu bilmem mümkün değil!” Mimar da “Yasal olarak binanın uygulaması tamamlanmış. Sonrasında mülk sahibi kaçak kat yapmış. Bunu bize bildirmez. Bilmem de mümkün olmaz.”

Her ikisi de haklıdır.

Bina sahibi proje mi dinler?

Adam kaçak katı atarken mimar mı takar? O zamana dönelim. Bina sahibi gurbetçi… Adı Hikmet Yeşilyurt.

Senede 2 ay Türkiye’de tatile gelir. Geldiğinde de zemin(!) uygunsa kat atıp gider. Zeminden kastım bina değil, siyasetçilerin yol vermesini anlayın.

Ayrıca unutmayalım ki 1994 – 1997 yılları arasında sadece Kartal değil, tüm İstanbul’da bu kaçak kat çıkma hamlesi yapıldı.

Gazetecilikte serpilmeye başladığım yıllardı. Gayet net hatırlıyorum ki ciddi bir inşaat hamlesi yapıldı. Tabii ki o dönemlerde bu binaların kaçak olduğunu bilmek mümkün değildi. Sonrasında anladık ki gayet net kaçakmış.

Ver 50 bini at kaçak katı!

Bir de o dönemin kat çıkma öyküsü de ilginçtir.

Dönemin İşçi Partisi Kartal İlçe Başkanı Sayın Tayfun Tabakoğlu, sonrasında Kartal Belediyesi’nin o dönemki Başkanı Mehmet Sekmen’i görevden aldıracak “kaçak” işler dosyasında gazetecilere şunları söylemiş.

“Kartal’da kat atmak çok da zor değil. Binanızın adına malzeme alımı için Karyapsan şirketine gidersiniz. 50 bin TL malzeme alımı avansı yatırırsınız. Sonra kat çıkarsınız. Ne zabıta gelir, ne şikayet duyulur. Sonra o avansı iptal ederler. Çünkü mal çıkışı da yapılmaz.”

Parayı takip et Suçluyu bul!

Peki dönemin savcıları bunu araştırmış mıdır?

Makbuzu iptal edilen, dolayısı ile sahibine de iletilmeyen o 50 bin liralar nereye gitmiştir? Makbuz sistemde göründüğü için veren geri almış gibi görünse de uygulamada bunun mümkün olmadığı açıktır.

Parayı takip eden suçluyu bulacaktır. Dünyanın her yerinde adli makamların yaptığı budur.

Kaçak 2000 katı da tutuklular mı yaptı?

O dönemde sadece Kartal’da 2.000 kat çıkıldığı iddia ediliyor. Sadece Orhantepe Mahallesi’nde bir göçük sonrası tespit edilen kaçak kat sayısı 400-450 civarı olduğuna göre (ki araştırmalar bitmedi) Kartal’ın genelinde bu sayı rahatlıkla bulunacaktır.

Sadece Kartal’da 100.000 insan tehlikededir!

Dikkat edin 2.000 kat deniliyor!

Ortalama 2 daire olsa 4.000 konut yapar. En az 15.000 nüfus gibi görünse de aslında bina yıkıldığında kaçak olmayan daireler de yok olduğuna göre ilçe nüfusunun yüzde 20’si açık tehdit altında yaşıyor demektir.

Kaçağa göz yumma belgesi. O katlara rağmen verilen 1998 yılı tarihli emlak beyanı.

Şimdi sormak lazım! Nerede Adalet!

Yeşilyurt Apartmanı çöktü diye giden 21 canın hesabını 2+2 kişiden soracaksak, yaşamları tehlike altında olan 100 bin kişinin ruh halinin hesabını kimden soracağız.

Yeşilyurt Apartmanı davası ibret olmalıdır. O dönemde bu işe göz yuman, menfaat temin eden, bir şekilde yol veren kim ya da kimlerdir ortaya çıkarılmalı, gereği yapılmalıdır. Partisine, siyasi görüşüne bakılmadan üzerine gidilmelidir.

Dünden bu güne olanları seyrettik ama yarınları kurtarmak hepimizin vazifesidir.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay’ın da dediği gibi “İmar Barışı kapsamında yapı kayıt belgesi verilmesine ilişkin yönetmelik yayınlandı. Bu yönetmeliğin 9b maddesi ile devlet sorumluluğu üstünden atıyor. Olabilecek bir sürü facianın sorumluluğu da vatandaşa yönetmelik marifetiyle yükleniyor. Orta yerde devlet yok isteyen istediğini yapsın ben sorumlu değilim demektir” ki bu bile başlı başına devlete ve adalete güveni yok ettirebilecek bir gelişme olur.

Bu anlayış FETÖ’den tehlikelidir!

FETÖ Terör Örgütü hatta onun gibi ülkeye kast edebilecek yapıları doğuracak kadar tehlikeli olan “kokuşmuşluk” hastalığından kurtulmanın yolu, “kayırmacılık” alışkanlığından sıyrılmak ve milletin menfaatini her şeyden üstün tutmakla olacaktır.

Ancak o zaman “Yaşasın adalet” diyebiliriz.

Şu dediklerim laf, gayrısı laf-ı güzaftır.

Kalın sağlıcakla…

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA