İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kemal Karpat anıldı

Geçtiğimiz ay vefat eden Osmanlı ve Türkiye tarihi üzerine yaptığı çalışmalarla dünyaca tanınan tarihçilerden, İstanbul Şehir Üniversitesi Mütevelli Heyet Üyesi Prof. Dr. Kemal Karpat, Dragos Kampüs’ünde düzenlenen etkinlikle anıldı. İstanbul Şehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Peyami Çelikcan moderatörlüğünde düzenlenen ‘Kemal Karpat’ı Anma Toplantısı’nda Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Coşkun Çakır, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Engin Deniz Akarlı, Mehmet Genç, Prof. Dr. Tufan Buzpınar, Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya ve Doç. Dr. Alim Arlı dünyaca ünlü tarihçi Kemal Karpat’ın yaşamına ve bilim hayatına ilişkin görüşlerini paylaştı. Toplantının açılışında konuşan İstanbul Şehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Peyami Çelikcan; “Kemal Karpat hocamız çalışmalarıyla arkasında çok güçlü bir akademik miras bıraktı. Bu mirastan yerli ve yabancı her kuşaktan araştırmacı yararlandı ve yararlanmaya devam edecek. Hocamızın ilim yolculuğunun hazinesini oluşturan arşivi de İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi’nde yeni araştırmalara ilham verecek bir kaynak olarak kullanılacak. Önümüzdeki aylarda açacağımız Kemal Karpat Göç Araştırmaları Merkezi, hocamızın mirasını koruyacak ve yapacağı araştırmalarla hatırasını yaşatacaktır” dedi.

Bütün işi Türkiye’nin geleceği, geçmişi, kaderi, problemleriydi”

Prof. Dr. Kemal Karpat’ı 1960’larda Boğaziçi Üniversitesi’nde bir konferansta dinlediğini belirten İstanbul Şehir Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Mehmet Genç; “Kemal Bey ile uzun yürüyüşler yapar, Türkiye meselelerini konuşurduk. Kemal Bey sosyal bilimciydi, sosyal bilimci olarak Türkiye tarihine yaklaşan bir insandı. Sakin, mütevazi ve toleranslı biriydi.  Onunla geçinemeyen insanlar vardı ama bu geçimsizlik ondan kaynaklanmazdı. Dünya ile barışık biriydi,  Türkiye’yi çok seviyordu. Onun kadar Türkiye ile meşgul çok az insan tanıdım. Bütün işi Türkiye’nin geleceği, geçmişi, kaderi, problemleriydi. Onun en önemli konusu Türkiye sevgisiydi, demografi alanında bir uzmanlığı yoktu. Türkiye sevgisiyle demograf oldu ve Türkiye nüfusu hakkında ciddi olarak üzerinde durarak tarihimize geçti. Bu konuda meydana getirdiği tüm birikimini üniversitemize hediye etti. Bu emanete çok iyi bakmamız gerekir. Göç çok önemlidir. Türkiye göçlerle büyüdü, dünya devleti oldu. Bu alanda yaptıklarını üniversitemize emanet etti. Bu çok önemli misyondur. İstanbul Şehir Üniversitesi bu misyonu ifa edebilmek mükellefiyettedir. Göç tüm sosyal bilimlerin ortaklaşa araştıracağı bir konudur. İstanbul Şehir Üniversitesi kendisine emanet edilen bu büyük mirası hakkı ile korumak ve geliştirmek durumundadır” diye konuştu.

 “Toplumun her kesitinden insanlar karşılıklı sevgi, saygı bağı kurabilmekteydi”

Kemal Karpat ile 1968 yılı başlarında Robert Kolej Yüksek Okulları’nda bugünkü Boğaziçi Üniversitesi’nde yaptığı bir konuşma sırasında tanıştığını söyleyen İstanbul Şehir Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Engin Deniz Akarlı; “Bizi çok heyecanlandıran bir konuşma idi. Onun Çok Partili Düzene Geçiş kitabını önceden okumuştuk, heyecanımızda orada başlamıştı. Kemal Bey’i sevdik çünkü insanlara insan oldukları için saygı gösteren, bunu gayet tabii olarak yapan bir insandı. Toplumun her kesitinden insanlar karşılıklı sevgi, saygı bağı kurabilmekteydi. Başkalarının söylediğini samimiyetle dinler anlamaya çalışır, anlardı. Bizim gençlik yıllarımızda o kuşak arasında Kemal beyler azdı. Aydınlar dünyaya evrimci bir çizgiden bakardı. İnsanlığın nereye gitmesi gerektiği hakkında çok şüpheleri yoktu. Kemal Bey’den hala öğreneceklerimiz var. Salt bilgi değil. Onun başarmak istediklerini başarabilmek için ömrünün son anına değin gösterdiği çalışma azmi ve şevki başlı başına bir ibret, ders” dedi.

“Kemal Karpat çığır açan bir bilim insanıydı”

‘Rahmetli Kemal Hoca’yı tasvir için kullanılan başlık Dağı Delen Irmak’ı şeklinde başlayan İstanbul Şehir Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Coşkun Çakır; “Kemal Karpat bir tarihçiden çok bir sosyal bilimcidir. İki özelliği akademik anlamda onun sosyal bilimci kimliğini ortaya koyar. Bunlardan bir tanesi erken çalışmaları master, doktora ve takip eden çalışmaları daha çok siyaset ve sosyoloji üzerine çalışmalar olup tarih ağırlıklı tarih merkezli çalışmaları ise daha geç tarihlere doğrudur. Akademik serüveninde siyaset ve sosyolojiden tarihe doğru bir seyir izlemiştir. İkincisi ise çoğu tarihçinin yaptığı gibi Osmanlı’dan başlayıp Cumhuriyet’e doğru değil de Karpat Hoca Cumhuriyet’ten başlayıp Osmanlı’ya doğru gitmiştir. Çığır açıcılığı Türkiye tarihinde eser veren çoğu hoca gibi Kemal Karpat içinde zikredilmesi gereken bir başka özelliğidir, meydan okuyuculuğunun yanında.

“Tabiatı ve yürüyüş yapmayı çok severdi”

Kemal Karpat hakkında yapılacak bir sözlü tarih çalışmasında çok sayıda birbiriyle örtüşen yahut birbirinden çok farklı anekdotlar birikeceğini düşündüğünü anlatan Modern Türkiye Çalışma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, “Ben de Kemal Hoca’yı, onun anlattıklarından zihnimde kalanlardan kendisi hakkındaki çizebildiğim tabloyu anlatmak isterim. Benim Kemal Hoca ile tanışmam 1980’lerin sonu 1990’ların başına rastlıyor. Londra’ya geldiğinde, bizde o zaman doktora öğrencisiydik. O günden sonra çok kez biraraya geldik, kendisiyle çalışma imkanı bulduk. Kemal Hoca tabiatı ve uzun yürüyüşler yapmayı çok severdi. Akademik alanda da sayısız konuda öncü olmuş bir insan. Edebiyatın ilk defa sosyal bilimler edebiyat sosyolojisi olarak incelenebileceğini gösteren insanlardan biri. Gecekondu çalışmalarındaki öncülüğü zaten hep altı çizilen bir konu. Aynı şekilde Osmanlı son dönemi nüfus yapısı, göç konuları, Osmanlı ve Türk modernleşmesi, kendi tabiriyle söylersek bugünkü Türk tarihini oluşturan Müslüman milletin oluşumu, yani bu 19 yy ile birlikte başlayan göçlerden şu anda 1920’lerde 1930’larda Türkiye’yi oluşturan milletin oluşumuna harcadığı mesai, hep öncü çalışmaları” diye konuştu.

“İşi ehline bırakma gibi konularda hassasiyeti vardı”

2010 yılından sonra Prof. Dr. Kemal Karpat’ın yanına gittiğini, araştırmalarını yürüttüğünü ve o dönem içerisinde yoğun bir etkileşimlerinin olduğunu anlatan İstanbul Şehir Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alim Arlı; “Malumunuz yaklaşık 20 yıl üzerinde çalıştığı büyük bir proje var; Muhacerat Komisyonu Evrakı. Evrakın araştırmacıların önemli ölçüde kullanabileceği formata kavuşturulmuş olması önemli bir şey” dedi. Alim Arlı, “Kemal Karpat hocamız 5500’e yakın kitabını vakfetti. Talebeleri okusun, bundan yeni araştırmalar çıksın diye. Biz bu 5500 kitabı derleyip toparladık.  Hocamızın birkaç yüz tane Romence eseri vardı; Osmanlı tarihi, Balkan tarihiyle ilgili. Romence kaynak toplamış ve onları da etüt etmiş. Dedi ki ‘Türkiye’de Romence okuyan kimse yok, onu Türkiye’ye göndermeyeceğim’. Onları ayırdık Wisconsin Kütüphanesi’ne teslim etti. Çünkü dedi ki burada Romen Tarihi ile ilgili daha şey uzmanlar var. Onlar istifade etsinler. Türkiye’de olsaydı bu konuya ilgisi olanlar, bağışlardı. İşi ehline bırakma gibi konularda hassasiyeti vardı” diye konuştu.

Kemal Karpat ile geçtiğimiz Nisan ayında yaptığı bir görüşmeden bahsederek konuşmasına başlayan İstanbul Şehir Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Tufan Buzpınar; “Kimlik vurgusu çok belirgindi o günkü sohbetin tamamında. Hem kendi kimliği hem Türklerin kimliğiyle ilgili. Orta Asya’dan göçüp Anadolu’ya gelen ve Rumeli’ye geçen Türkler için bu coğrafi farklılıkların kimlik üzerindeki etkisini anlatmak için şöyle bir örnek verdi: “Bir kiraz ağacını farklı coğrafyalara dikin, meyvesinin tadının farklı olduğunu göreceksiniz. Türkler’in de tıpkı o farklı coğrafyalara dikilmiş kiraz ağacı gibi Orta Asya’da olanlar, Anadolu’da olanlar, Rumeli’de olanların farklı özellikleri vardır.” Bir diğer örnek olarak da Yahya Kemal’le Ahmet Naim arasında 1922’de geçen bir tartışmayı anlattı. O tartışmada Yahya Kemal yine bu şekilde kimliğin oluşumunda dinin dışında da faktörlerin etki yaptığını hatırlatıyor. Ahmet Naim ise İslam’ın çok etkin olduğunu ve belirleyici olduğunu savunuyor. Bunu üzerine uzun süre küs kalıyorlar bunlar ve 15 yıl sonra tekrar barışıyorlar. Bu sözleri anlattıktan sonra kendisi de şu değerlendirmeyi yaptı: “Bugüne kadar Türklüğün korunmasında İslam önemli bir rol oynamıştır ama ortak kültür ve dil de çok önemli etkilerdir.” dedi.

Prof. Dr. Kemal Karpat anısına gerçekleştirilen anma toplantısının kapanış konuşmasını ise İstanbul Şehir Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Ömer Dinçer yaptı. Dinçer şunları söyledi: “Hoca sadece literatür veya tarih meselelerine değil siyasete, ekonomiye ve benzeri konuları da çok ciddi bir şekilde takip ediyordu. İstanbul Şehir Üniversitesi’ne Mütevelli Heyet Başkanı olunca bir kaç isim belirledim ve bu isimlerin bizim üniversitemize mütevelli heyet üyesi olarak kazandırmam gerektiğini düşündüm. Aziz Sancar, Fuat Sezgin ve Kemal Karpat hocayı ben bu üniversiteye getirmeliydim. Bu hocaların toplantılara katılmaları gerekmiyor onlar bizim için rol modelleri. Hepsine aynı şeyi söyledim, mütevelli heyet toplantılarına gelmeniz gerekmiyor. Tek bir şey istedim yılda bir kez üniversitemize gelip öğrencilerimizin karşısına çıkacaksınız bir kere de hocalarımızla bir araya geleceksiniz. Bu ikisini istedim çünkü siz bize uluslararası bilim adamı olmak uluslararası alanda etkin bir insan olmak için rol model olacaksınız. Sizi görenler sadece bende onun gibi dünya çapında tanınan bir adam olabilirim fikrini yerleştirsin. Kemal Hoca geçen yıl okulumuza ziyarete geldiğinde hocayla baş başa kalınca onu mütevelli heyeti üyesi olması için ikna etmeye çalıştım. Ama teklifimizi hemen kabul etti. Allah ömür verirse ben sizinle burada olurum ama şartlarım var dedi. Şartlarını dile getirdi bende şartları üzerinden pazarlık edecek durumda değilim. Bütün şartlarını kabul ettim. Merkez kuracaksınız, fon oluşturacaksınız, ben bu merkeze kitaplarımı bağışlayacağım, o fonu da araştırmacılara vereceğiz dedi. Merkezin açılmasıyla ilgili resmi bilginin bize ulaştığı hafta içerisinde Kemal Karpat Hoca’nın vefat haberini aldık. Allah rahmet eylesin.”

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir