Reklam
Bugun...
Reklam
Devlet adamı

Vural Dağtekin KARŞI PENCERE
vuraldagtekin@yandex.com
facebook-paylas
 


Enis Berberoğlu tutuklandığı gün hatta aynı saat yönetimi toplayan Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara Güven Park’tan İstanbul Maltepe’ye yürüyeceğini ilan etti ve yürüyüşüne başladı.

Herkes hazırlıksız yakalandı.

Herkes ilk anda “şaka yapıyor herhalde” dedi.

Malum Kemal bey 68 yaşında ve yol çok uzun, hava şartları çok sıra dışı…

“Tamamlayamaz” dediler. “İntihar” ediyor dediler. Dediler de dediler…

Gerçi yürümeseydi daha vahim sözler edeceklerdi de baştan onu diyemediler.

Şaşkınlığı atlatıp, yürüyüşün nihayete ulaşacağını anlayınca önce iktidar değil, ortağı konuştu;

“Akılsız başın cezasını, ayaklar çeker!”

Çok isabetli bulmuş olacaklar ki iktidar anında destekledi;

“Yollar yürümekle aşınmaz!”

Ama O yürüdü…

Şimdi 21 gün olmuş. Hala yürüyor. İstanbul’a 4 gün, mitinge 5 gün kaldı.

Arkasında kimse olmaz deniyordu. Devlet adamı ciddiyeti, mülayim samimi hal ile birleşince on binler yürüyor.

“Adalet” vurgusu tuttu. Şimdi herkes kendisi için adalet istiyor. Yürüyüş koluna taleplerini gösteren pankart, döviz ve tişörtler ile katılıyor.

“Hak, hukuk, adalet” sloganı hemen herkesin diline oturdu.

Devlet adamı Kemal bey yürüyor, halk onu izliyor. Katılımcıların siyasi kimliği, kafasındaki düşünceleri ikinci plandadır. Asıl olan yürüyüşün sorumluluğu içinde demokratik tepkinin doğru olarak ifade edilmesidir ki şu ana kadar başarılı gidiyor. Umarım 9 Temmuz’da verilecek mesajlar da bu ruha ters düşmeyecek sözcüklerden seçilir ki bunca emek heba edilmesin.

***

Türkiye’nin son 15 senesine imza atan Adalet ve Kalkınma Partisi belki de hiç bu kadar ironik bir eylem ile karşılaşmadı. Adındaki iki kelimeden birinin, ülkede olmadığını belirten ana muhalefet liderinin yaptığı eylemde kullanılması ciddi sıkıntı yaratıyor.

Gerçekten de ülkenin 15 Temmuz’da uğradığı hakaret sonrasında siyasetin bu hale gelişi, ülke yönetiminin OHAL ve buna bağlı KHK’lar ile şekillenmesi, bombalanan TBMM’nin kanun yapamaz, karar alamaz hale getirilmesi, bu şartlarda ülkenin yönetim sisteminin sağlıklı bir tartışma ortamı olmamasına rağmen oldubitti ile değiştirilmesi, iktidar vekillerine dokunmayan tutuklamaların, asker, polis, bürokrasi ve ticareti işlemez hale getirmesi, mahkemelerin kendini savunma şansı dahi verilmeden birçok masumu da mahkûm etmesi, üstelik bu durumu iktidarın da kabul etmesi, aslında “Adalet” arayışının kaynağı değil midir?

Yaşanan süreçte, “Çözüm Süreci’ni” başlatan da, “Akil Adamları” ortaya salan da, “Oslo Görüşmeleri’ni benim iznimle yaptılar” diyebilen Sayın Cumhurbaşkanı, bu süreç sırasında Valilerin, polisin, Jandarma’nın elini kolunu bağlayan siyasi baskıları göz ardı ederek sorumluluğu sadece hainlerin yuva yaptığı bürokrasiye yıkması inandırıcı değildir.

Ülkede hem “muktedir” olup, hem de “kandırıldım” demek doğru değildir.

Sorumluluktan kaçmak yerine ülkenin bu duruma gelmesine sebep olan kararları almanın gereğini yapmayıp, kendine karşı olan herkesi “hain” ilan etmek de çözüm değildir.

Sayın Cumhurbaşkanı’na düşen ülkenin esenliği için talepleri dinlemek ve halkın diğer yarısının da arayışlarına çare olacak uygulamalara gitmektir. O zaman parti lideri ya da siyasi lider değil, gerçek bir devlet adamı olacaktır.

Yapılan hizmetleri takdir etmek bizlere, halkının mutluluğu için gerekeni yapmak da devlet adamına düşer. Hala iktidar olduğuna göre vatandaş takdir ediyor. Ancak yürüyen ve adalet isteyen diğer kısma bakınca bir şeyler yanlış demektir. Aslında bu bir fırsattır. Adaleti egemen kılmak ve ülkenin geleceğini sağlam temellere oturtmak için kocaman bir fırsat… Boşa harcamayınız.

Kalın sağlıcakla…





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



9 + 7 =

YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
porno YUKARI