Bugun...
Atatürk’ün bahsettiği o gençler sizler misiniz?

Vural Dağtekin KARŞI PENCERE
vuraldagtekin@yandex.com
facebook-paylas
 


Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Haftaya bugün 30 Ağustos…

Bir milletin destan yazdığı Kurtuluş Savaşı’nın Büyük Zaferi’nin 95. Yıldönümünü hep birlikte idrak edeceğiz. O gün, milletinin tüm desteğini arkasında bulan Gazi Mustafa Kemal Atatürk komutasındaki ordumuz, devlet olmanın, millet olmanın, Cumhuriyet olmanın anahtarını da bir anlamda kazanmıştı.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir.

Çanakkale hariç hemen her satıhta o güne kadar kaybeden ve kaybetmesi mukadderatmış gibi sunulan ordumuzun, Atatürk’ün Başkomutanlığında kazandığı bu savaş, tarihin emperyalistlere karşı kazanılan tek savaşı olarak dünyanın her yerinde selamlanmıştır.

Başkomutan demişken meseleyi açalım. TBMM, milletin hayat ve istikbaline suikast eden emperyalist ve kapitalist düşmanların saldırılarına karşı savunma ve amaca aykırı hareket edenleri cezalandırma amacıyla kurulan ordunun gerçek sahibidir. Emir ve komuta yetkisi TBMM'nin manevi kişiliğindendir. Başkomutan Atatürk bu unvanı TBMM tarafından cephede orduyu komuta edebilmek adına almıştır. Gereğini de bizzat cephede yaparak liyakatini ispat etmiştir. Kendisine günümüzdeki anlamı ile Başkomutan yakıştırması yapılmamıştır.

İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır.

Ne yazık ki 95 yıl önce milletin istiklal ve istikbaline kast edilen o ortamın yoklukları içinde kazanılan Büyük Zafer, günümüzde unutturulmaya çalışılmakta, Atatürk’ün dediği gibi “dâhili ve harici bedhahlarca” yok sayılmaktadır. Yani milletin kötülüğünü isteyen iç ve dış güçlerce bu süreç yıllardır devam ettirilmektedir.

Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.

İçinde bulunduğumuz dönemde, ne yazık ki vatanı için öne çıkmak, iftira, hakaret ve suçlamalara muhatap olmak ile eş anlamlıdır. Yapılan yanlışları yiğitçe söylemek, ülkede adalet olmadığını üzerine basa basa anlatmak ve bunun için yollara düşmek bir zorunluluk haline gelmiştir. Öyle ki var olan yanlışlara dur derken, yarınlarının ne olacağı konusunda hiçbir garantin yoktur. Eleştiride ilerlemek, felakete yürümek ile eş anlamlıdır.

Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Cumhuriyet kazanımları bir bir tüketildi. Kar eden tüm işletmeler ya satıldı ya kapatıldı. Stratejik dediğimiz kurumlar, bankalar, kıymetli arsalar ve projeler bir bir Varlık Fonu adı altında toplanıp satışa hazırlandı. Bir zamanlar iktidar ortağı olanlar, vatanı işgale kalkıştı. Memlekette kim masum, kim zalim birbirine karıştı. Vatandaş değil hak ettiğini almak, elindekini korumak için sus pus seyreder oldu.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

Atatürk’ün bahsettiği o gençleri haftaya bugün, damarlarındaki asil kanın gereğini yapmaya, Türkiye’nin Bağımsız bir Cumhuriyet olduğunu meydanlarda haykırmaya çağırmak şart mıdır?

Her yıl yürüdüğümüz o meydana giderken dosta düşmana “Kuva-yı Milliye” ruhu ile “Tam Bağımsız Atatürk Türkiyesi” için şanlı ordumuz gibi marşlarla yürümeye davet etmek gerekli midir?

Sanmıyorum… Gençler mahallelerinde diğer gençleri uyaracak, ellerinde Cumhuriyet pankartları ile Kartal Meydanı’na sel olup akacaktır. Buna inanıyorum. Bunu her şeyden çok istiyorum.

Siz de istiyorsanız yazıyı paylaşıp, herkesi Kartallı Kazım Meydanı’na çağırınız.

Bakalım. Çok şey mi istiyorum? Cumhuriyete sahip çıkabilecek miyiz? O meydanda göreceğiz.

Kalın sağlıcakla…





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



4 + 5 =

YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR

escort bayan escort bayan escort izmir escort bayanlar porno istanbul escort bayanlar bursa bayan escort bursa escort bayan gaziantep escort bayanlar denizli escort kizlar izmir bayan escort gaziemir escort porno indir sexizle escort bayan
porno YUKARI antalya escort