Bugun...
Hiçlik ve Ben

Bülent IŞIK Felsefeye dair
gizemleo@gmail.com
facebook-paylas
 


Gece yerini tam da  yeni bir güne devrederken, evin balkonunda  elimde kalem, boş bir kağıt tek başıma oturuyorken  neden iki haftadır bir yazı yazamadığımı ve şimdi  de ne hakkında  yazabilirim diye düşünmeye başladım. Genelde metefiziğe dair konuları kendime  daha yakın  bulduğumu biliyorum ve bu nedenle daha önce  az çok metefiziğe dair konular ile ilgili bir şeyler yazmıştım.  Acaba yazılabilecekler mi tükenmişti  yoksa benim  yazabileceklerim mi  bu kadardı?  Birden  aklıma daha önce  bir yazıma ilişkin  bir dostumun: “Bu  yazı senin hayatınla ilgili süreçlere  vurgu yapıyor” saptaması aklıma geldi.  Eğer  bir yazar, ister profosyenel  isterse amatör olsun, bir  düşünce yazısı yazıyor ve de üstelik bu yazı  metafiziğe dair bir konuyla  ilgili ise o yazının o yazarın yaşantısına  dair süreçlerin izlerini taşıyor olması  çok doğal değil mi ?  Bu sorunun cevabının  evet olacak olması, bir adım sonra  bir başka sorunun daha sorulmasını zorunlu kılıyor. Denilebilir ki; o zaman yazma kapasitesindeki daralmanın nedeni  ya tecrübe edilen yazarın yaşamına dair yazılabileceklerin  yazılıp  yazılabilecek  başka  bir şeyin kalmadığı anlamına gelir ya da sözü edilen bu durum, o yazarın yazarlık kapasitesi ile ilgili  bir kısıta  işaret eder.

Adını koyamadığım  üçüncü bir neden de  olabilir mi diye düşünürken  aynı anda  bir sürü yeni  başlangıç yazı konusu aklıma  geliyordu fakat yazının  kendi merkezinden uzaklaşmasını da istemiyordum . Öğrendiklerim,  farkına  vardıklarım ve de sezdiklerim bana kendimin aslında evrende bir  “HİÇ”  olduğumu anlamam gerektiğine işaret ediyordu;  fakat ben  evet ben  her nedense bu gerçeği kabullenmek istemiyordum. Ben kimdim ki, yedi milyar yaşayan  dünya  nüfusu içinde tek bir  birey   ya da bu dünyadan göçmüş yetmiş milyar insandan yaşayanlar arasından  tek bir birey, matematiksel akıl yürütmeyle neredeyse yok denebilecek   bir büyüklük ; “HİÇ”. Bir galakside   iki milyar tane dünya  büyüklüğünde gök cismi  bulunduğunu ve evrende yaklaşık  iki milyar tane galaksi olduğunu da hatırlayınca , evet ben kimdim ki ve bu kendini önemseme, değerli görme arayışımın gerekçesi neydi ? Benim anlama isteğimin, kaygılarımın, sevinçlerimin , üzüntülerimin  ne önemli olabilirdi ki? Neden hala herşeyi, herkesi ve de hatta evreni kendi eksenimde döndüğüne kendime inandırmaya çalışıyordum?

Bazen öyle anlar yaşarız ki eylemlerimizin merkezinde kendi irademizi bulamayız, sürüklendiğimizi farkederiz fakat bir şey yapamayız, elimizden bir şey  gelmez tıpkı bir karabasanı uzaklaştırmaya gücümüzün yetmediği anlar gibi. Sanıyorum ben de, bir sürükleniş süreci içerisinde kendimi  giderek daha fazla bir ” hiçlik kavrayışı” içinde var olduğumu hissetmeye başladım ve belki de sırf bu nedenle biraz da isteksiz oldum yazı yazmaya. 





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



3 + 3 =

YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR

escort bayan escort bayan escort izmir escort bayanlar porno istanbul escort bayanlar bursa bayan escort bursa escort bayan gaziantep escort bayanlar denizli escort kizlar izmir bayan escort gaziemir escort porno indir sexizle escort bayan
porno YUKARI antalya escort